Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ŞİİRLER

TERS LALE Ben her şeyden önce sükûnet ve dinginliğin, gönlümün damağına konduracağı o engin münevver tadı istiyorum! İçimde bir Leyla Mecnun koşuşturması yok. Öyle sanıyordum, var zannediyordum. Ama... Dünya gailesi, nasıl böyle mahrum bıraktı ki? İçimde Züleyha'nın âhu enine mahbus bir Yusuf da bırakmamıştım. Ellerim, ayaklarım prangalıydı. Ancak yüreğim, zindan duvarlarından daha münferid, daha da kasvetliydi. Kilitlenmiştim. Kör bir noktaya! Avazım çıkana dek bağırmak, köklerimi ta dibinden koparmak geliyordu içimden. Fevkalade muhteşem sesler varmış bir yerlerde. Çok uzaklarda, ama nedense çok da yakında olduğunu düşünüyor, kendime seslerden kaleler çiziyordum. Aslında onlardan önce kendimi... Çehrelerin arkasında bazen feryat, bazen şarap varmış, hahh bir de süt... Neden sonra yoğun, kesif bulutlar hep göklerde değil de gözlerimde birikiyor ki? Neden her şey gri bir tonda, tuzlu ve acı? Hani, taaşşuk eden bulutlardan dökülen rengin yağmurlar? Nerede şebnemin dallarına tutunan ...

DİNİ ŞİİRLER

ZÜHRE-İ MABED Bütün benliğiyle adamak, Hanne gibi... Derununa eğil, tanı: nefsini, kendini. "Meryem." Ruhunu ismet sıfatıyla muhafaza eden Allah ne yücedir. Ey nîkâbının altında kalbini süsleyen Mahcûbe! Sana tezyin bir mekândır cennet... Meryem! Ey en üstün kıyafetli! Ruhuna saltanat giydirilmiş Merbûbe. Ey kınayıcıların kınamasından azâde olup parıldayan Zehrâ! El değmemiş tertemiz bedeninden, tıpkı bir fidan gibi Cebrâil'in nefesiyle yeşeren mucizeye gebe olan Bâkire! Ey sekînetin nevâsı! Susmuş bir çift nâleyn; cennetin toprağında muhabbet adımları Muhammed'e (as.)'a doğru... O Esra. Ey Aksâ'nın kerîmesi! Tevrat'ın hâfizesi; isyan toplumunda muti' ve Masûme... Ey annesinin gözpınarı! Leyli nehârı annesinin duası, mukaddes adağı. Annesinin kucağından mescidin bahçesine ektiği filiz. Zamanın tüm hilesinden azledilmiş Betül. Ey temiz ruh! Ellerin ve ayakların mescidin duvarına yakut nakşeder. Ümitvar kullara avuçların sadef olur; inci saklarsın içinde...

SÖZLER

Dini sözler Ben Kudüs’üm! Boyadım fuadımı kırmızı, siyah, beyaz ve yeşile. Alnımda tevhid mürekkebiyle. Muş 2020  Güller edasıyla Rasulullah’ı hatırlatıyorken, Nasıl olur da gayri gülleri koklarım? Muş 2020  Seyircisi Allah (cc.) olan bir sahnedeyiz. Muş 2020 Tahta şekliyle şadırvanların dostu: tak tuk. Abdest alanlara eder yataklık, Kaldırır yerden birkaç parmak boyu. Unutmadım, unutamadım ki o maziden kalan yolu. Namaza gidersin topuklarında tahta takunya; Yalnız olmadığını anlarsın ayağında iki yaşlı şahit. Anlarsın abdest damlalarını, anlarsın bu yolu… Muş 2020 Bir asrın yorgunluğu çöktü üzerime. Sanki bütün cürümleri ben işlemişim. Muş 2020 Bana da yer vardır, Sıkışmak için iki tesbih tanesi arasına. Muş 2020 Her kuyunun Yusuf’u olmaz. Muş 2020 Kişinin İslam’ın güzelliği, boş şeylerden yüz çevirmesidir. İki sandık düşleyin: birinin içinde boş ve lüzumsuz şeyler var, diğerinin içinde türlü türlü mücevher, altın ve yakut; hangisi kıymetlidir? Kalbimiz bir sandıktır; onun kı...

DÎVÂN SÖZLERİ

2022 Katl olmuş hüsn-i suretinle nice asilzâdegân Malum oldu şimdi yeryüzü neden kabristan  2023 Benefşe busesi mücella yanağın  subh ü mesa murad eder dilfigârını Çeksem bir lahza nazarımı cihetinden  şavkınla rüsva olurum  29 eylül 2023 Ve güneş tabiatın  Sînemi çâk eyledi 25 kasım 2023 2024 Benim seyyah yüreğim sevgilinin yüzünü aksettiren denize, zülfünün değdiği toprağı gösteren atlasa feda olsun.  4 temmuz 24 Bu öyle bir aşk ki, Bedenim virane, gönlüm âvâre. Muş, 04.03.2019 Gökyüzünü aşkın nuru aydınlatırmış. Muş 2019 Bu aşkta vuslat yoktur. Sabreden aşkta müdavimdir. Muş 2019 Canımı simurgun bir tüyü gibi hafiflet. Kaf dağına savur beni. Muş 2019 Allahım, kalıcı bir sükûnete o kadar ihtiyacım var ki.. Muş, 2019 Ben yoruldum bu ikilikten. Muş 2019 Kisvesi yanmayanın hânesi aydınlanmaz. Muş, 31.10.2022 2026 Bize lüzumlu olan bir gamdır. O gam ki, feryad ülkesinin padişahıdır. Ben ağlamaktan yana muzdarip değilim. Muzdarip ve mecruh olduğum için a...

DİVÂN ŞİİRLERİ

KALB-İ DİVUNE İpek ipliğiyle tenine işlenmiş o ebrûlar, kehkeşân âdeta. Yükselir sadrımda nârâlar, sicm eder dâima. Bir nefeslik boşluk bırakmaz sukâtâ-i nârâ. O ebrûlar kaç kelime, kaç hece eder hisâb etsem, beyhûde çaba. Enâmilim değse kaleme, sa‘y-ı mürekkeb kâfi değil. Ne lüzum deftere meşk-u hat için, Derûnumda var iken elem-i bîbahâ o ebrûlara. ÇILGIN KALP İpek ipliğiyle tenine işlenmiş o kaşların adeta Samanyolu galaksisi. Göğsümde çığlıklar yükselir daima akış hâlinde. Çığlık kırıntıları bir nefeslik boşluk bırakmaz. O kaşlar kaç kelime, kaç hece eder bunu hesaplasam çabam boşuna. Parmaklarım kaleme değse, mürekkebin çabası yetersiz kalır. Deftere ne lüzum yazıp çizmek için, Yüreğimde varken pahabiçilmez elem o kaşlara. dildâde Muş GAM MECLİSİ Ayaklarımın altına kum taneleri gibi aktım. Pâre pâre oldum, yıldızlar gibi. Gözlerimin şavkına ahlar çaktım. Şecere-i vuslatın kökleri altında hicran kaldım. Dâğ üstüne dâğ aldım, usanmadım, fezâya daldım. Adımlar...

ŞİİRLER

TERS LALE Ben her şeyden önce sükûnet ve dinginliğin, gönlümün damağına konduracağı o engin münevver tadı istiyorum! İçimde bir Leyla Mecnun koşuşturması yok. Öyle sanıyordum, var zannediyordum. Ama... Dünya gailesi, nasıl böyle mahrum bıraktı ki? İçimde Züleyha'nın âhu enine mahbus bir Yusuf da bırakmamıştım. Ellerim, ayaklarım prangalıydı. Ancak yüreğim, zindan duvarlarından daha münferid, daha da kasvetliydi. Kilitlenmiştim. Kör bir noktaya! Avazım çıkana dek bağırmak, köklerimi ta dibinden koparmak geliyordu içimden. Fevkalade muhteşem sesler varmış bir yerlerde. Çok uzaklarda, ama nedense çok da yakında olduğunu düşünüyor, kendime seslerden kaleler çiziyordum. Aslında onlardan önce kendimi... Çehrelerin arkasında bazen feryat, bazen şarap varmış, hahh bir de süt... Neden sonra yoğun, kesif bulutlar hep göklerde değil de gözlerimde birikiyor ki? Neden her şey gri bir tonda, tuzlu ve acı? Hani, taaşşuk eden bulutlardan dökülen rengin yağmurlar? Nerede şebnemin dallarına tutunan ...