PIHTI
Unutmayacağımı biliyorum. Her şey bütün canlılığıyla karşımda... Unutulmayacak... Üzgünüm. Ama ben bir kır çiçeği değilim! Ben bir insanım... Kanımla, bedenimle, kalbimle. Küskündüm yağmurlara. Hoyrat fırtınalarda sadece Allah'a gülümsedim. Keşke tenhalarda inseydin yanıma... Beni dağ keçileri gibi yalnız bırakmasaydın... Zehirlenmiştim zehirli bir mantarla; keşke yetişseydin! Keşke o çığlıkları atarken ben, sen yanımda olsaydın... Firkat, firkat... Kucağına düştüğüm gün gibi yanımda olsaydın. Göğsüne yaklaştırdığın gün gibi. Ama... Vaveyla!.. Ben neden bu denli çiçeklere aşığım? Çiçekler niçin içimde hiç solmadılar? Niçin çiçekler bu kadar ulaşılmaz ve bir o kadar ulaşılabilir? Bundan böyle beni sar nergis çiçeğiyle, benefşe kokuları saç üzerime. Üzgünüm... Fırtınaların bize yaptıkları için... Üzgünüm... Yüreğimde hürriyet yerine büyüyen pıhtı için. Ve ırmaklar şarkısını söylerken, içimde dev bir hıçkırıkla uyanıyordum, uyanmasam sanki batmakta olan hüzünler doğmayacak gibi doğmas...